"Adalet elbet yerini bulur. Bunun için ya bir yol bulunur ya da bir yol yapılır."

İTİRAZ ETKİLİ BİR KANUN YOLUDUR HAGB / MAHKUMİYET / İTİRAZ / BERAAT


Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 231. Maddesine 19/12/2006 tarihinde eklenen fıkralar ile  düzenleme alanı bulan HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) kurumu 2 yıl ve daha kısa süreli hapis cezası veya adli para cezası ile cezalandırılması gereken sanıklar hakkında uygulanmaktadır. 
 	HAGB , mahkemece yürütülen tahkikat neticesinde suçun sübuta erdiği ve sanığın yukarıda yazılı sınırlar altında bir cezaya mahkum edilmesi yönünde vicdani kanaat oluştuğunda;

 - Sanığın, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
 - Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
 - Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

Şartlarının oluşması ve sanığın HAGB kararı verilmesini kabul etmiş bulunması halinde, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayacak şekilde hüküm kurulmasını ifade eder.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar.

Açıklanmış bir mahkumiyet hükmü olmaması nedeniyle HAGB kararı istinaf incelemesine tabi değildir.

  	Sanığın sicil kayıtlarına işlemeyen, denetim süresi boyunca kasten bir suç işlenmediği takdirde sanık hakkında hiçbir hukuki sonuç doğurmayan başka bir deyişle ne suç işlenmiş ne yargılama yapılmış ne de ceza verilmiş gibi bir hukuki durum oluşturan HAGB kararı bu yönleriyle sanığın lehinedir.

 	Ne var ki hakkında BERAAT kararı verilmesi gereken sanığın mahkumiyetine hükmedilmesinde ve mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasında sanığın menfaatine, usule ve hukuka uyar bir yan yoktur. 

 	İstinaf kanun yoluna taşınamayan HAGB kararları hakkında yalnızca Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 267 vd. Hükümlerince itiraz kanun yoluna başvurulabilir. 

UYGULAMADA;
Bu kararların itiraz mercilerince incelemesinde Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih, 2009/4-13 E. ve 2009/12 K. sayılı kararı ve ceza dairelerinin kararları gerekçe gösterilerek HAGB’ye yapılan itirazın, dosyanın esasını değil, yalnızca HAGB’nin fiile ve faile ilişkin şartlarının oluşup oluşmadığını sınırlı olarak konu alabileceği değerlendirilmektedir. Eş söyleyişle, itiraz üzerine yalnızca yukarıda yazılı şartların sağlanıp sağlanamadığı değerlendirilmekte kararın esas yönüyle incelenmesinin, açıklanması halinde istinaf kanun yolunda değerlendirilebileceği belirtilerek yalnızca usule dair değerlendirme yapılmaktadır.

Ne var ki Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2012/10-534 E. 2013/15 K. Sayılı ilamıyla HAGB kararlarının itiraz kanun yolu incelemesinde esas yönünden değerlendirme yapılması gerektiğine, esasa ilişkin itirazların yerinde olduğunun tespiti halinde önceki kararın kaldırılması gerektiğine karar vermiştir. Kararda konu ile ilgili öne çıkan kısım şu şekildedir;

"...hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına karşı yapılan itirazlarda, kararın sadece suça ve sanığa ilişkin objektif şartların gerçekleşip gerçekleşmediğiyle sınırlı olarak incelenmesi uygulamasının ihtilaf konusu hususlara köklü çözüm sağlamadığından bahisle öğretide yoğun olarak eleştirildiği görülmektedir: İtiraz mercii, sadece CMKnın 231. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği hususuyla sınırlı bir inceleme yapmayacaktır. İtiraz mercii, bu inceleme kapsamında sübuta ilişkin değerlendirme de yapabilecektir. Örneğin sanığa yüklenen suçun oluşmaması sebebiyle hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğinden bahisle itirazın kabulü yönünde karar, yani hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılması kararı, verilebilir."

 	Yukarıda açıkladığımız sebeplerle HAGB kararlarının lehe sonuçlar doğurduğu değerlendirilse de uygulamada BERAAT kararı yerine geçer şekilde değerlendirildiği görülmektedir. Hukuki haklarının bilgisinden mahrum, ceza yargılamasıyla karşı karşıya kalmanın verdiği çekimserlikle hareket eden sanıklar hakkında da beraat kararının istinaf incelemesine tabi olması, HAGB kararlarının çok daha kısa sürede ve esas yönünden incelenmeden kesinleşmesi gibi sebeplerle BERAAT kararı verilmesi gerekirken HAGB kararı verildiği değerlendirilmektedir. 

 	Ancak bu iki kararın mahiyeti ve sanık yönünden doğurduğu sonuçlar farklıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun içtihat değişikliğine gittiği 2013/5 K. Sayılı kararında belirttiği üzere bu kararlar da itiraz yolunda esas yönünden incelenmeli ve itiraz yolu kanunda belirtilen şekilde işlevsel olarak tüketilmelidir. 

 	Benzer bir süreçte,  BERAAT kararı verilmesi gerektiğine inandığımız müvekkil hakkında ilk derece mahkemesince mahkumiyetine hükmedilerek HAGB kararı verilen ve ısrarla esas yönünden inceleme talep ettiğimiz itiraz kanun yolunda etkin sonuç aldığımız en nihayetinde büromuzca BERAAT hükmü ile neticelendirilen yargılama sürecine ilişkin kararlar aşağıda sunulmuştur. 
 	
İLK DERECE MAHKEMESİNİN MAHKUMİYET ve HAGB KARARI: 

İTİRAZ MAHKEMESİNİN KALDIRMA KARARI:
YENİDEN YARGILAMA SONUCUNDA BÜROMUZCA ALINAN BERAAT KARARI: